Ekonomi

Ekonomi Dünyası: Sefalet endeksinde yerimiz ve Trump belirsizliğiyle durgunluğa doğru…

İnanılmaz bir yoksulluk var ve gölgeleniyor. Rakamlar, veriler, endeksler böyle diyor. 2024 yılına ilişkin veriler açıklandıkça, yoksullaşma iyice ortaya çıkıyor. Önce şunu söyleyeyim; ABD’li profesör Steve Hanke’nin Sefalet Endeksi’nde 2024 verileriyle dünyada beşinci sıradayız. Sudan, Arjantin, Suriye, Yemen gibi iç savaşlarla, ekonomik krizlerle, kötü yöneticilerle boğuşan ülkelerden sonra, Venezuela, Zimbabwe ve Lübnan gibi ekonomisi batık ülkelerden önce…

Bu konuya döneriz, ancak önce kısaca yoksullaşmaya ilişkin geçtiğimiz günlerde gün yüzüne çıkan rakamları, açıklamaları gözden geçirelim:

TÜİK’e göre, Şubat ayında enflasyon yüzde 39’a indi ancak Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG) ise yüzde 79,5 olduğunu bildirdi. TÜİK’e göre, Şubat’ta gıda enflasyonu 6,65 puan düşüşle yıllık 35,11 oldu. Türk-İş’e göre ise gıda enflasyonu yıllık yüzde 43,47…

ASGARİ ÜCRET İKİ AYDA 1,640 LİRA AZALDI

Asgari ücret eriyor. 1 Ocak’ta 604 Euro olan net asgari ücret şimdi 560 Euro’ya düştü. DİSK-AR’ın Ücret Kayıpları İzleme Raporu’na göre, 2025 yılının Ocak ve Şubat aylarında iki aylık resmi enflasyon oranı yüzde 7,42 olurken, net asgari ücrette sadece iki ayda toplam 101,2 milyar liralık gelir kaybı yaşandı ve net asgari ücret 1.640 lira azaldı.

Asgari ücretin 1,5 katı maaş alan çalışan 2.330 lira, 2 katı maaş alan bir çalışan ise 3.020 lira kaybetti. En düşük emekli maaşı 1.074 lira eridi ve reel olarak 13.395 liraya geriledi.

İSTANBUL’DA YAŞAM MALİYETİ BİR YILDA YÜZDE 54 ARTTI

İstanbul Planlama Ajansı’nın (İPA) İstanbul’da Yaşam Maliyeti Şubat 2025 sonuçlarına göre, İstanbul’da yaşamanın maliyeti son bir yılda yüzde 54,47 oranında yükseldi. Dört kişilik bir ailenin aylık ortalama yaşam maliyeti 85 bin 453 liraya ulaştı. İstanbul’da yaşamanın maliyeti bir önceki aya göre yüzde 3,10 ile 2 bin 573 lira arttı.

GEÇEN YIL 15 MİLYAR DOLAR SOSYAL YARDIMA HARCANDI

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın raporuna göre, Türkiye’de yoksulluk oranı endişe verici düzeylere ulaştı. 2024 yılında sosyal yardım alan hane sayısı 4 milyon 574 bine ulaştı. Sosyal yardımların miktarı 491,7 milyar liraya (15,13 milyar dolar) çıktı. 2023’te bu rakam 305,9 milyar liraydı. 2024’te 4 milyon 262 bin kişiye gıda yardımı, 4 milyon 87 bin bin haneye elektrik tüketim desteği, 1 milyon 744 bin kişiye eğitim yardımı yapıldı.

MİLLİ GELİRİN YARISI 17.1 MİLYON KİŞİYE GİDİYOR

Daha da önemlisi, en yoksul kesimin milli gelirden aldığı pay azalırken, dolayısıyla en zengin kesimin milli gelirden aldığı pay arttı. En zengin yüzde 5, toplam ulusal gelirin yüzde 23’ünü alıyor. En zengin yüzde 20 ise yüzde 48.1’ini alıyor. Bu şu demek; milli gelirin yarısı 17.1 milyon kişiye gidiyor.

Gelir dağılımının bozulduğunu gösteren “gini katsayısı” daha da büyüyerek, Kosta Rika ve Meksika ile birlikte dünyanın “en kötü ilk üçünün” arasına girdik.

TÜİK’in tüketim harcamalarıyla ilgili istatistiklerine göre de, en zengin yüzde 20’lik kesim tüketim harcamalarının yüzde 14,5’ini, en yoksul yüzde 20’lik kesim ise yüzde 36,6’sını gıda için yapıyor.

Ancak, TÜİK enflasyonu hesaplarken, gıda harcamalarının ağırlığını yüzde 25 olarak esas alıyor. Oysa özellikle en düşük emekli aylığı ya da asgari ücretle geçinmeye çalışan milyonlar, gelirinin neredeyse tamamını gıda için ayırmak zorunda kalıyor.

GERÇEK İŞSİZLİK YÜZDE 28’İ AŞTI

Gelir dağılımındaki bu bozulmanın önemli göstergelerinden birisi olan gerçek işsizlik verisine göre çalışabilir nüfusun üçte birine yakını işsiz…

Ocak ayında işsizlik oranı geçen yılın aynı dönemine göre 0,1 puanlık azalışla yüzde 8,4 oldu. İşsizlik oranı erkeklerde yüzde 6,5, kadınlarda ise yarım puan artışla yüzde 12,5 oldu. Ancak eksik istihdam, potansiyel işgücü ve işsizlerden oluşan atıl işgücü oranı (gerçek işsizlik) önceki aya göre 0,1 puan artarak yüzde 28,1’e çıktı. Yani, çalışabilir nüfusun yaklaşık üçte biri atıl işgücü durumunda.

İşsizlik verilerinin bir başka önemli yanı da kadınlar ve gençler arasındaki işsizlik… Erkeklerde istihdama katılma oranı yüzde 71’e çıkarken, kadınlarda sadece yüzde 36,7 olarak gerçekleşti. Genç işsizliği ise yüzde 14,9 oldu. Gençler arasında işsizlik erkeklerde yüzde 10,6, kadınlarda ise yüzde 22,7.

ÖNCE ÇOCUKLAR ETKİLENDİ, HER 4 ÇOCUKTAN BİRİ DERİN YOKSULLUKLA YÜZ YÜZE

Eğitim Sen’in oluşturduğu “Türkiye Okul Yemeği Koalisyonu”nun saptamaları da, “Türkiye’de eğitimin en temel sorunlarından biri, öğrencilerin fiziksel ve zihinsel gelişimlerini olumsuz etkileyen yetersiz beslenme ve temiz suya erişim sorunu” olduğunu gösteriyor. Araştırmada şöyle deniliyor:

“OECD ülkeleri arasında çocuk yoksulluğunda ilk sırada olan Türkiye’de, son dönemde çok hızlı artan yoksullaşma, önce en hassas durumdaki çocukları vurdu. Türkiye’de bugün her dört çocuktan biri derin yoksulluk sorunları ile yüzleşiyor, yeterli ve besleyici gıdaya ulaşamıyor.”

YÜKSEK ENFLASYON VE FAİZ BİZİ NASIL SEFALETTE BEŞİNCİ YAPTI?

Dönelim, sefalet ligindeki durumumuza… Johns Hopkins Üniversitesi profesörü Steve Hanke’nin her yıl hazırladığı Hanke’nin Yıllık Sefalet Endeksi’nde (Hanke’s Annual Misery Index – HAMI) 2024 sonuçlarını Şubat sonunda açıkladı. 2024 yılında 162 ülke arasında beşinci sıradayız. Sudan, Arjantin, Suriye ve Yemen’den sonra… Venezuela, Zimbabwe, Lübnan bizden önce geliyor.

Sefalet Endeksi ne diyeceksiniz? 1960’larda ABD’li ekonomist Arthur Okun tarafından kullanılmaya başlandı. Okun, enflasyon ve işsizlik oranlarının toplamından oluşturduğu endeksi sadece ABD için hesaplıyordu. Daha sonra 1996’da Harvard Üniversitesi’nden Robert Barro, 30 yıllık devlet tahvili getirisi ve GSYİH’da uzun vadeli büyüme trendini de ekleyerek yeni bir endeks yaptı. Barro, endeksini bir ABD başkanının görev süresi boyunca ekonominin durumunu ölçmek için kullandı.

Steve Hanke, bu endeksi 2009 yılından itibaren yeni bir endeks yaptı; 30 yıllık devlet tahvili getirisi yerine bankaların kredi faiz oranını koyarak Barro’nun GSYİH hesaplaması yöntemi yerine GSYİH yıllık büyüme oranını koyarak hesapladı.

‘EKONOMİK VERİLERİ KULLANARAK HASTANIN SICAKLIĞINI ÖLÇÜYORUM’

2022’de bir değişikliğe daha gitti; endekste işsizlik oranının ağırlığını ikiye katladı. Bunu, “işsizliğin insanları enflasyondan çok daha fazla etkilediği” düşüncesiyle yaptı. Şöyle diyor: “Kolayca erişilebilen ekonomik verileri kullanarak, bir ekonominin ne kadar “sefil” veya “sağlıklı” olduğunu belirlemek amacıyla hastanın sıcaklığını ölçüyorum.”

Sonuçta Hanke’nin Yıllık Sefalet Endeksi yılsonu verileriyle şöyle hesaplanıyor:

[(İşsizlik oranı x 2) + Tüketici enflasyon oranı + banka kredi faiz oranı] – yıllık reel GSYİH büyümesi=

Bu endekse çeşitli eleştiriler var; hem enflasyon hem de kredi faiz oranını kullanması, işsizliği ikiye çarpması vd. gibi… Sonuçta 162 ülkenin verilerinden hesaplanan başka bir endeks yok.

Türkiye beşinci dedik, son iki ayda enflasyon, işsizlik geriliyor. Kabataslak hesapladım; sekizinci oluyoruz son durumda, tabi diğer ülkelerdeki gelişmeleri hesaba katmadık.

Peki, en iyiler hangi ülkeler? İlginç ama birinci Tayland… Ardından; Tayvan, Togo, fildişi sahili, İsviçre, Bahreyn, Katar, Çin ve Vietnam ilk 10’u tamamlıyor.

Tayland niye en mutlu, sefaletin en uzağındaki ülke? Çünkü ekonomik verileri çok iyi; işsizlik yüzde 1, enflasyon yüzde 1,1, banka kredi faizi yüzde 4,5 ve büyüme oranı yüzde 2,6… Tayland Merkez Bankası hedefini, “istikrarlı, sürdürülebilir ve kapsayıcı bir makroekonomik ve finansal ortam yaratmak” olarak belirlemiş.

TRUMP BAŞ DÖNDÜRÜYOR; BİR ÖYLE BİR BÖYLE…

Dünyaya baktığımızda ABD Başkanı Donald Trump, öngörülemezliği ile küresel ekonomiyi altüst etmeye devam ediyor. Trump, önce açıkladığı daha sonra ertelediği Kanada ve Meksika’dan ithal edilen ürünlere yönelik yüzde 25 gümrük vergisini 4 Mart itibarıyla yürürlüğe koydu.

Ancak Trump, yine yapacağını yaptı ve daha sonraki açıklamalarında Kanada ve Meksika’ya uygulanan yeni gümrük vergilerinin bir ay boyunca otomobil sektörü ile belirli tarım ürünlerine muaf olacağını bildirdi. ABD’nin bu iki ülkeden ithalatının büyük bölümüne muafiyet getirince belirsizlik ortamı zirveye çıktı.

Ekonomistler, bu kaotik durumun büyümeyi, enflasyonu ve faiz oranlarını tahmin etmeyi neredeyse imkansız hale getirdiğini söylüyor. ABD’de işletmeler ve karar vericiler için derin belirsizlikler yaratan kaotik gümrük vergisi uygulamaları ekonomiye ilişkin riskleri artırıyor.

ENFLASYON RİSKİ KÖTÜLEŞİRKEN BUNA DURGUNLUK RİSKİ DE EKLENDİ

Piyasa kapitalizminin temeli ‘Her şeyin bir fiyatı’ vardır ilkesidir. Yani fiyatın yüksek ya da düşük olması temelde bir sıkıntı yaratmaz. Sistem ona göre şekillenir ve ekonomi her zaman işlemeye devam eder.

Ancak Trump, piyasa kapitalizminin merkezi ABD’de nerdeyse her gün gümrük vergileri konusunda yeni açıklamalar yaparak piyasa oyuncularının fiyat belirlemesini zorlaştırıyor. Bu da ekonomide alıcı ve satıcıların, alış-satış işlemini finanse edenlerin ve tüm bunların işleyişine bakarak yatırım yapanların karar alma sürecini ağırlaştırarak ekonomiyi yavaşlatıyor.

Anketler ve tahminler halen yükselen ABD enflasyon risklerinin daha da kötüleştiğini ve buna artan durgunluk riskinin de eklendiğini gösteriyor.

Trump’ın öngörülemezliği ve yarattığı belirsizlik ortamı Wall Street’i iyice tedirgin etti. S&P 500, Trump’ın Kasım ayındaki seçimlerinden bu yana elde ettiği tüm kazanımları kaybetti. Geçen hafta S&P 500 yüzde 3,1, Dow Jones endeksi ise yüzde 2,4 geriledi.

Barclays Bank’ın kıdemli ABD ekonomisti Jonathan Millar, durumu şöyle anlatıyor:

“Çok belirsizlik var ve her saat başı yeni açıklamalar yapıldığı göz önüne alındığında, durgunluk riskinin arttığını inkar etmek zor. İnsanlar harcamaları erteliyor ve bu da büyümede bir yavaşlamaya veya yeterince güçlüyse büyümede düşüşe yol açabilir. Hem daha yüksek enflasyon hem de ekonomik faaliyetlerde düşüş riski var.”

DURGUNLUK OLASILIĞI ARTIYOR, BÜYÜME TAHMİNLERİ AŞAĞI ÇEKİLİYOR

Yatırım bankaları gümrük vergilerinin daha düşük büyümeye ve daha yüksek enflasyona yol açacağını öngörerek 2025 ekonomik büyüme tahminlerini düşürmeye başladılar.

Goldman Sachs, 2025 büyüme tahminini daha önceki yüzde 2,2’den yüzde 1,7’ye düşürdü ve önümüzdeki 12 ayda durgunluk olasılığını yüzde 15’ten yüzde 20’ye yükseltti. Morgan Stanley ise, ABD’de 2025 büyüme tahminini daha önceki yüzde 1,9’dan yüzde 1,5’e düşürdü. Ayrıca 2026 büyüme tahminini yüzde 1,3’ten yüzde 1,2’ye düşürdü.

Trump ise bu ihtimali reddediyor. Dün yaptığı konuşmada, kaotik gümrük vergileri politikasının belirsizliğe ve piyasa dalgalanmasına yol açması nedeniyle ABD ekonomisinin bu yıl durgunluğa girme ve enflasyonun artması olasılığının söz konusu olmadığını söyledi. Fox News kanalına çıkan Trump, ekonomik hedeflerinin meyve vermesinin zaman alacağını ve bir geçiş dönemi gerektireceğini öngördü.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu